İZTO Başkanı Özgener’den konkordato çağrısı: Alacakları da koruyan bir düzenleme yapılmalı - Ötüken Haber
DOLAR 41,0333 0,26%
EURO 47,8777 0,27%
ALTIN 4.504,64-0,09
BITCOIN 4531259-2,34%
Ankara
28°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

İZTO Başkanı Özgener’den konkordato çağrısı: Alacakları da koruyan bir düzenleme yapılmalı
  • Ötüken Haber
  • Ekonomi
  • İZTO Başkanı Özgener’den konkordato çağrısı: Alacakları da koruyan bir düzenleme yapılmalı

İZTO Başkanı Özgener’den konkordato çağrısı: Alacakları da koruyan bir düzenleme yapılmalı

ABONE OL
Ağustos 29, 2025 03:48
İZTO Başkanı Özgener’den konkordato çağrısı: Alacakları da koruyan bir düzenleme yapılmalı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Özlem SARSIN

İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Öz­gener, ağustos ayı meclis top­lantısında konuştu. Özgener, kon­kordato konusunda üyelerden yo­ğun bildirim aldıklarını belirterek “Şirketlerin toplam içindeki payı küçük görünse de, konkordato ilan eden firmaların tüm mali yüküm­lülüklerinin dondurulması üretim zincirini olumsuz etkiliyor.

Dolayı­sıyla, konkordato konusunun yal­nızca firma bazında değil, üretim ve değer zincirleri perspektifinden ele alınması gerekiyor. Bu amaçla, ‘alacaklıları da koruyan’ bir düzen­leme getirilmesinin kritik olduğu­nu değerlendiriyoruz. Bu önerileri­mizin yer aldığı girişim yazımızı 21 Ağustos’ta Adalet Bakanlığı ve Ça­lışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile paylaşmak üzere TOBB’a ilettik. Reel piyasada haksız rekabet yara­tan bu durumun en kısa sürede so­na ermesini diliyoruz” dedi.

“Tüketici güven endeksleri hızla geriliyor”

Ortaya çıkan finansal belirsizlik­lerin de tabloyu daha karmaşık ha­le getirdiğini dile getiren Özgener, “Bölgesel banka iflasları, kur dalga­lanmaları ve finansal piyasalarda­ki ani kırılmalar, şirketlerin mali­yetlerini yükseltirken, bireylerin alım gücünü de doğrudan etkiliyor. Enerji ve gıda fiyatlarındaki artışlar, özellikle sabit gelirli kesimler için ciddi refah kayıpları yaratıyor. Bü­tün bu gelişmelerin en somut etkisi, hiç kuşkusuz, bireyler üzerinde his­sediliyor.

Tüketici güven endeks­lerinin son yıllarda pek çok ülkede hızla gerilemesi, belirsizliklerin bi­reylerin psikolojisi ve davranışla­rı üzerindeki etkisini açıkça ortaya koyuyor. Normalde tüketiciler ve firmalar yüksek enflasyon koşul­larında fiyatların daha da artacağı beklentisi ile satın almalarını hız­landırırlar. Ancak, bugünkü duruma baktığımızda fiyatlar genel seviye­si o kadar yüksek seyrediyor bu du­rumun da ekonomide durgunluğu beslediğini ve yani durgunluk içinde enflasyon yani Stagflasyon koşulla­rının oluştuğunu görüyoruz” dedi.

“Hanehalklarında güvensizlik algısı var”

Küresel şirketlerin yatırımlarını ertelemesi veya üretimlerini baş­ka ülkelere kaydırmasının iş güven­cesini azaltarak işsizliği artırdığını kaydeden Özgener, “Sonuç olarak, gelir dağılımı bozuluyor; yüksek gelir grupları varlıklarını koruya­bilirken sabit gelirli bireyler hızla yoksullaşıyor. Bu gelişmelerin ülke­mizdeki etkisini bu ay Merkez Ban­kası’nın yayınladığı yılın üçüncü enflasyon raporu çalışmasında ve­rilerle görme imkanımız oldu.

Buna göre; Türkiye ekonomik belirsizlik endeksi 2021 yılı sonunda yaşanan döviz kuru gelişmeleri sonucunda en yüksek seviyesine ulaşmış; Mart 2025 itibarıyla en düşük seviyesi­ni görmüş. Temmuz 2025 itibarıy­la ise tarihsel ortalamasının hafif altında yer alıyor. Aynı dönem iti­barıyla Türkiye belirsizlik endek­sinin Avrupa Birliği ortalamasının altında seyretmeye devam etmesi, ekonomik öngörülebilirliğin göre­ce olarak arttığına ve belirsizlik al­gısında istikrarlı bir iyileşme süre­cine girildiğine işaret ediyor.

Fakat Avrupa Birliği ile eş zamanda yapıl­maya başlanan bu endeksin Türki­ye sektörel ayrımı, hanehalklarının yüksek belirsizlik algısını yansıtı­yor. Bu araştırmada da, tıpkı enflas­yon beklentileri araştırmalarında olduğu gibi, belirsizlik ya da güven­sizlik algısının en yüksek olduğu bi­rimlerin küçük birimler ve ağırlıklı olarak hane halkları olduğu sonucu ortaya çıkıyor” dedi.

Özgener, Merkez Bankası Enf­lasyon Raporunun bazı verile­riyle ilgili değerlendirmelerde de bulunarak, “Tahsili gecikmiş ala­caklar, karşılıksız çek oranları ve konkordato gibi verilerin tarih­sel ortalamaların altında olduğu belirtiliyor. Ancak, bu noktada iki hususta farklı düşündüğümü be­lirtmek istiyorum. İlk olarak, mik­ro düzeyde sektörler ve emek yo­ğun KOBİ’ler farklı biçimlerde et­kileniyor.

Merkez Bankası’nın da vurguladığı üzere enflasyon; ağır­lıklı olarak hizmet sektöründen kaynaklanıyorken, yavaşlama sa­nayi sektöründe yoğunlaşıyor. Bu durum, uygulanan politikaların maliyetinin orantısız biçimde mal üreten sektörler tarafından üst­lenildiğini gösteriyor. Enflasyonu düşürme süreci uzadıkça, piya­sa aktörlerinin programa duydu­ğu güvenin ve desteğin korunması için sektörler ve alt sektörler ba­zında mikro önlemler alınması ge­rektiğini düşünüyoruz” dedi.

“Enflasyon hizmet sektöründen kaynaklanıyor”

Özgener, Merkez Bankası Enflasyon Raporunun bazı verileriyle ilgili değerlendirmelerde de bulunarak, “Tahsili gecikmiş alacaklar, karşılıksız çek oranları ve konkordato gibi verilerin tarihsel ortalamaların altında olduğu belirtiliyor. Ancak, bu noktada iki hususta farklı düşündüğümü belirtmek istiyorum. İlk olarak, mikro düzeyde sektörler ve emek yoğun KOBİ’ler farklı biçimlerde etkileniyor.

Merkez Bankası’nın da vurguladığı üzere enflasyon; ağırlıklı olarak hizmet sektöründen kaynaklanıyorken, yavaşlama sanayi sektöründe yoğunlaşıyor. Bu durum, uygulanan politikaların maliyetinin orantısız biçimde mal üreten sektörler tarafından üstlenildiğini gösteriyor. Enflasyonu düşürme süreci uzadıkça, piyasa aktörlerinin programa duyduğu güvenin ve desteğin korunması için sektörler ve alt sektörler bazında mikro önlemler alınması gerektiğini düşünüyoruz” dedi.

source

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

SON DAKİKA HABERLERİ

300x250r
300x250r