Aydil DURGUN
Sabah uyandığınızda kendinize getirir. Gün ortasında tam piliniz bitmek üzereyken enerji verir. Yemek sonrası dijestif işlevi görür. Koyu muhabbetlerin eşlikçisi, ilk buluşmaların kolaylaştırıcısı, 40 yıl hatrıyla ilişkilerin garantörü. Aroması, kokusu, tadının güzelliği de cabası.
Sizce de kahve kutlamayı hak etmiyor mu? 11 yıldır düzenlenen kahve festivali buna vesile olarak kahve kültürünün yaygınlaşmasına ve sektörün gelişmesine destek oldu. 11-14 Eylül’deki Türk Telekom Prime İstanbul Coffee Festival’ini etkinliği düzenleyen Dream Sales Machine Başkanı Alper Sesli’den dinledik.
Bu yıl festival 11’inci kez düzenleniyor. Bu süreçte nasıl bir değişim yaşandı?
Ülkemizde kahve festivalini yaratan, geliştiren, sektörün gelişmesi için en önemli platform rolünü üstlenen 11 yıllık bu öykü sırasında, merkezinde kahvenin çekirdeğini alan tek etkinlik olmanın gururunu yaşıyoruz.
İstanbul’da 11’inci Ankara’da dokuzuncu ve Antalya’da ikinci yılı ile bambaşka bir büyüme sergiledi. Büyüyen şüphesiz festivaller değil, aslında kahve endüstrisi inanılmaz büyüdü son 10 yılda. İlk yıllarda ülkemizde kişi başı kahve tüketimi 450 gram iken, bugün 1,5 kg bandını geçmiş durumda. İngiltere’den sonra Avrupa pazarındaki en dinamik ülkelerden bir tanesiyiz. Sektör yatırım almaya devam ediyor.
Şu an ICO (International Coffee Organization) rakamları baz alındığında, Avrupa çekirdek kahve pazarının yüzde 15’i bizde tüketiliyor. 10 yıl önce tek mağaza olup bugün onlarca noktaya ulaşan markaların büyümesine de tanıklık eden festival, sektör yan paydaşlarının da nasıl büyüdüğünü gözler önüne serdi; eğitimden, servis hizmetlerine, baristalardan yarışmalara, mimarisinden kafe ekipmanlarına inanılmaz gelişmeye başladı.
Festival katılımcılarını neler bekliyor?
Katılımcılar 200’ü aşkın markanın yer aldığı stantlarda yüzlerce kahve çeşidini tadabilecek, özel demleme tekniklerini deneyimleyebilecek, el yapımı lezzetlerin ve yaratıcı atölyelerin keyfini çıkarabilecek. Festival, sadece kahveyle sınırlı kalmıyor. Levent Yüksel, Ceza, Haluk Levent ve Madrigal İstanbul Coffee Festival sahnesinde olacak. 11-14 Eylül tarihleri arasında Tepe Nautilus’un geniş açık alanında gerçekleşecek festival, dört gün boyunca kahve, müzik ve sanat dolu bir atmosfer sunacak. SCA (Speciality Coffee Association Türkiye) ile birlikte The Battle Of Cezve’nin dünya şampiyonası İstanbul’da geçekleşecek. Elemelerde ilk 3’e giren yarışmacılar, 14 Eylül günü Türkiye şampiyonu olmak için cezvelerini konuşturacak. Bu yarışma dünyanın ilk Türk kahvesi düellosu.
Geçen yıl festivalin maliyet anlamında 30 milyon TL bandındaki yatırımına karşılık, 200’e yakın marka, sponsorlar, binlerce ziyaretçi ile ve tüm markaların bu festival için yaptığı harcamaları da baz aldığımızda festival, olduğu bölgede 4 gün içerisinde 250 milyon TL üzerinde bir ticari hacim yaratmakta. Festival şemsiyesi altında farklı sektörlerden bine yakın tedarikçi üretim yapmakta.
Türkiye’de kahvetüketim alışkanlıkları nasıl değişti?
Türkiye ve Anadolu toprakları, Osmanlı döneminden itibaren bu lezzetin içinde yaşıyor. Adımız ile anılan kendi kahve demleme tekniğimiz mevcut. Kahve ve tarihsel olarak kahvehanelerin rolü aslında çok değişmedi. Kahve çok güçlü bir sosyal içecek. Tutarlı fiyatta bir içecek ile uzun sohbetlere ev sahipliği yapabilen başka bir sosyal iletişim platformu bilmiyorum açıkçası. Restoran, bar, canlı müzik mekanları vb. birçok yerin fiyatları bugün gerçek anlamda birçok kişiyi zorluyor. Burada, lezzetli ve dinçleştiren bir kahve ile sohbete eşlik etmek ise bütçe dengesi sağlıyor. Öte yandan Türkiye’den önünü kesmez isek çok başarılı kahve markaları çıkıyor ve çıkacak da. İddia ediyorum Avrupa ana karasının en yüksek standartta kahve sunan ülkesiyiz. Donanımlı, vizyonlu yepyeni bir kuşak daldı bu işe ve bugün önemli bir noktada sektör büyüklüğü.
İklim krizinin kahve üretimini olumsuz yönde etkilediğine dair araştırmalar var. Kahve lüks tüketim olma yolunda mı?
Uzmanların son yıllarda yaptığı araştırmalar pek çok kahve çeşidinin üretim alanlarının daraldığını ortaya koyuyor. Kahve üretiminin büyük kısmı Latin Amerika, Afrika ve Asya’daki ekvator kuşağında gerçekleşiyor. Bu bölgelerde artan sıcaklık, düzensiz yağışlar ve zararlı böceklerin çoğalması kahve tarımını ciddi biçimde tehdit ediyor.
Özellikle Arabica çekirdeği, kaliteli aromasıyla dünyanın en çok tercih edilen kahvesi olmasına rağmen, iklim değişikliğine karşı son derece hassas. Bilim insanları, mevcut iklim senaryoları devam ederse 2050 yılına kadar Arabica kahvesi için uygun tarım alanlarının yarı yarıya azalabileceğini öngörüyor. Bu durum, sadece çiftçilerin geçim kaynaklarını değil, tüketicilerin kahve alışkanlıklarını da değiştirecek gibi görünüyor. Kahve, ilerleyen yıllarda üretim maliyetlerinin artmasıyla lüks tüketime kayabilir.
Evet, çıkar. Ancak bunun için güçlü bir marka hikâyesi, kaliteli ürün ve global strateji gerekir. Türk kahvesi UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’nde yer alıyor. Ancak global pazarda öne çıkan markalar, daha çok 3. dalga kahve kültürü, mağaza deneyimi ve zincirleşme üzerinden büyüdü. Starbucks, Costa, Tim Hortons gibi markaların dünya genelinde yarattığı etki, Türkiye’den çıkacak bir markanın da potansiyelini gösteriyor.
İyi kahve, yalnızca yoğun aromasıyla değil; tazeliği, doğru kavurma ve öğütme teknikleri, üretim hikâyesi ve etik değerleriyle bütünsel bir deneyim sunar. İyi bir kahveyi ayırt edebilmek için öncelikle çekirdeğin hikâyesini bilmek gerekir. Nerede yetiştiği, hangi rakımda büyüdüğü, hangi yöntemle toplandığı ve kavrulduğu, damak tadımızı doğrudan etkiler. Örneğin yüksek rakımda yetişen Arabica çekirdekleri daha kompleks aromalar sunarken, Robusta çekirdekleri daha yoğun kafein ve gövde hissi verir.
Tazelik de kahvede en kritik unsurlardan biridir. Kahve çekirdekleri kavrulduktan sonra zamanla aromasını kaybeder. Bu nedenle üzerinde kavurma tarihi yazan kahveleri tercih etmek, paket açıldıktan sonra da kahveyi hava almayan, ışık geçirmeyen kaplarda saklamak çok önemlidir. Bir diğer nokta ise öğütme şekli. Türk kahvesi için çok ince, espresso için ince, filtre kahve için orta, French press için daha kalın öğütülmüş çekirdekler tercih edilir. Kahvenin kalitesi aynı zamanda sürdürülebilirlikten de bağımsız düşünülemez. Üreticilerin adil ticaret koşullarında çalıştırılması, kahvenin çevreye duyarlı yöntemlerle yetiştirilmesi ve sertifikalı ürünlerin tercih edilmesi, hem kahve kültürünü hem de doğayı geleceğe taşımak açısından büyük önem taşıyor.