TBMM Genel Kurulu, İsrail’in Gazze saldırısı, Filistin halkına yaptığı soykırım ve zulüm ile kıtlık politikaları ve bölgede var olan güncel durumu ele almak üzere olağanüstü toplandı.
Genel Kurul, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında toplandı.
Kurtulmuş, yapılan elektronik yoklamada toplantı yeter sayısının bulunduğunu belirterek, konuya ilişkin TBMM Başkanlığının olağanüstü toplantı çağrı tezkeresini okuttu.
Dışişleri Bakanı Fidan, olağanüstü oturuma katılarak açıklamalarda bulundu.
Bakan Fidan, İsrail’in Gazze saldırısı, Filistin halkına uyguladığı soykırım ve zulüm ile kıtlık politikaları ve bölgedeki güncel durumu görüşmek üzere TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında olağanüstü toplanan TBMM Genel Kurulu’nu bilgilendirdi.
Fidan, başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere tüm devlet organları ve Türk milletinin bir bütün olarak Filistin meselesini sahiplendiğini belirterek, “Bu durum milletimizin vicdan birliğini yansıtmakla kalmayıp, tehdidin de nereden başladığını gösteren stratejik bir anlayış birliğine işaret etmektedir.” diye konuştu.
Geçen yıl İsrail’in izlediği stratejinin yalnızca Gazze ile sınırlı kalmayacağını, bölgenin geneline yayılacak bir “ateş dalgası” yaratacağını söylediğini hatırlatan Fidan, “Ne yazık ki bugün Yüce Meclis’te dile getirdiğimiz öngörülerin maalesef birer birer gerçekleştiğini üzülerek görmekteyiz.” ifadelerini kullandı.
Fidan, Gazze’de yaşananların tüm insanlığın vicdanını derinden yaraladığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:
“Türk milleti zulme maruz kalan Filistin halkının acısını yoğun şekilde hissetmektedir. İsrail, bölge ülkelerinin içinde bulunduğu şartları, fırsat bilerek sınırları ötesinde askeri müdahalelerde bulunmakta, bölgeyi insansızlaştırmakta ve yaşanmaz kılma stratejisiyle dizayn etmeye çalışmakta, yasa dışı işgal altında tuttuğu toprakları genişletmek için her türlü hukuksuzluğu yapmaktadır.”
Bakan Fidan, Gazze’de 62 binden fazla Filistinlinin şehit edildiğini vurgulayarak, “Gazze’nin yüzde 85’i halen İsrail’in askeri kontrolü altındadır. Bununla da yetinmeyen (İsrail Başbakanı Binyamin) Netanyahu hükümeti Gazze’nin geri kalan kısmını da işgal altına almak için hazırlıklar içindedir. Bugün itibarıyla da orduya harekat emri verdiğine dair bilgiler intikal etmektedir.” dedi.
Bölgede hayatta kalma mücadelesi veren 1 milyondan fazla Filistinlinin bir kez daha yerlerinden edilmesinin amaçlandığına işaret eden Fidan, şunları söyledi:
“Nüfus yoğunluklu bölgelerde planlanan askeri operasyonlar, yeni toplu katliamlara kapı aralamaktadır. İsrail bu koşulları iki devletli çözüm vizyonunu tümüyle ortadan kaldırmak için fırsat olarak kullanmaktadır. Ülkemizin de yoğun çalışmaları sayesinde Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu dünya kamuoyunun vicdanını yansıtan bazı kararlar alabildiyse de bunların bağlayıcı gücünün olmaması sahadaki durumu İsrail’in ve onu destekleyenin insafına bırakmıştır.”
Fidan, neredeyse tüm dünyanın İsrail’i Filistin’e saldırıları nedeniyle yalnız bıraktığına işaret ederek, İsrail’in sadece ABD’nin desteğiyle saldırılarına devam ettiğini vurguladı.
Gazze’de yaşanan dramın arkasındaki asıl meselenin, 2. Dünya Savaşı sonrasında kurulan düzenin artık bugünün sınamalarına cevap verememesi olduğunun altını çizen Fidan, “İşte biz buna uluslararası sistemin meşruiyet krizi diyoruz.” dedi.
Fidan, tüm süreç boyunca kalıcı ateşkese ulaşılmasını teminen Katar ve Mısır ile temasların devam ettiğini ve müzakerelerin yürütüldüğünü belirterek, şunları dile getirdi:
“Hamas’ın gösterdiği esnekliğe karşı İsrail’in herhangi bir mutabakat sağlanması konusunda isteksizliği ibret vericidir ve zihinlerinin gerisindeki stratejiyi gösterme açısından da son derece açık bir tablo ortaya koymaktadır. Gelinen noktada önümüzdeki esas mesele ise Gazze’nin geleceği olmuştur. İsrail, Gazze’de meşru hiçbir Filistin yönetimi istememekte, bölgedeki işgal ve istilasını sürdürmektedir.”
Fidan, uluslararası kamuoyunun, BM ve yerel sivil toplum kuruluşlarının yardım dağıtımını üstlenmesi konusunda hemfikir olduğuna dikkati çekerek, “İsrail ise yardımların dağıtımını engelleyerek binlerce Filistinli kardeşimizin hayatını kaybetmesine neden olmuştur. Açlığı silah olarak kullanma stratejisini benimsemiştir. İsrail’in süregelen ablukası sonucunda BM, Gazze’de kıtlık felaketinin baş gösterdiğini ilan etmiştir.” diye konuştu.
Gazze’deki durumun bir doğal afet olmadığına işaret eden Fidan, şunları vurguladı:
“Bu, açlığı silah haline getiren kasıtlı ve zalim bir politikanın sonucudur. Amaç belli, Filistinlilerin toplanacağı kampların dışındaki alanların moloz yığını hale getirilmesi, Filistinlilerin Gazze’den göç etmeleri için zorlayıcı bir ortam tesis edilmesi. İsrail, mevcut savaş ve istikrarsızlık ortamından istifade ile Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te de saldırılarını artırmıştır. İsrail’in devlet terörü sürmektedir. İsrail ordusu korumasındaki yerleşimciler Filistin halkına, geçim kaynaklarına ve mülklerine saldırmaktadır. Aynı zamanda Mescid-i Aksa’ya yönelik baskınlar da devam etmektedir.”
Fidan, son dönemde bazı ülkelerin Filistin’i tanıma kararı almasına misilleme olarak Netanyahu hükümetinin yeni yasa dışı yerleşim projelerinin, sahadaki saldırılarının ve Filistin yönetimini mali iflasa sürükleyecek girişimlerinin arttığını belirterek, “Topyekun saldırılar altında olan Filistin, var olma mücadelesi vermektedir. İsrail bölgeyi istikrarsızlığa sürükleyerek kendi güvenliğini sağlayabileceği bir yanılgı ve gaflet içindedir. Bunu kendisine şu an itibarıyla bir politika edinmiştir.” dedi.
İsrail’in, Lübnan’a yönelik hava saldırılarını karasal işgale dönüştürdüğünü ve Lübnan’ın güneyini işgal ettiğini söyleyen Fidan, “Diğer yandan, İsrail ve İran arasında devam eden gerilim ise tüm bölgemiz için risk teşkil etmektedir.” diye konuştu.
Fidan, Türkiye’nin Filistinlilerin kendi topraklarında var olma mücadelesini her zaman desteklediğini belirterek, şunları kaydetti:
“İsrail’in zulmünü her daim uluslararası gündemin ön sıralarında tuttuk. Başından beri bu konudaki gayretlerimizi daha önce de defalarca ifade ettim, iki ana kulvarda sürdürdük. Birincisi, mevcut soykırımın ve savaşın bir an önce Gazze’de durması, insani yardımların hemen içeriye girmesi. İkinci kulvarımız ise buna paralel, iki devletli çözümün gündemde tutulması ve dünya genelinde kabul görmesi. Bu doğrultuda fikirdaş ülkelerle birlikte uluslararası toplumu harekete geçirmek ve İsrail üzerinde baskı kurmak için sizlerin de şahit olduğu gibi yoğun bir çaba sarf ettik. Bu süreçte milletimizden aldığımız güç, attığımız kararlı adımlara dayanak noktamız oldu.”
Fidan, ilk günden itibaren Türkiye’nin imkan ve kabiliyetleri seferber edilerek Gazze’ye kapsamlı insani yardımlar ulaştırıldığını belirterek, “7 Ekim’den bu yana ülkemiz Gazze’ye ulaştırdığı ayni ve nakdi yardımlar bakımından en önde gelen ülkeler arasındadır. Toplam yardımlarımız 100 bin tonu geçmiştir. Yardımlarımızın Gazze’ye ulaştırılmasında muazzam bir çaba gösteren AFAD ve Kızılaya huzurlarınızda teşekkür ediyoruz.” dedi.
Türkiye’nin, BM Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansına (UNRWA) desteğiyle Gazze’nin bir yıllık ihtiyacını karşılayacak boyutta un yardımında bulunduğuna işaret eden Fidan, “Kızılay tarafından kurulan aş evleri her gün on binlerce kişiye sıcak yemek sağlamakta, AFAD’ın ve Kızılayın işbirliğiyle milyonlarca litre içme suyu halka ulaştırılmaktadır. Ayrıca Sağlık Bakanlığımızın desteğiyle yüzlerce Filistinli hasta ve refakatçi ülkemize tahliye edilmektedir.” diye konuştu.
Genel Kurul’da gruplar adına gerçekleştirilen konuşmalarda, Türkiye’nin Gazze’ye havadan yardım ulaştırılmasıyla ilgili “hükümetin bir isteksizlik ve gaflet içerisinde olduğunu” ima eden hususların yer aldığını aktaran Fidan, buna açıklık getirmek istediğini söyledi.
Fidan, en hassas ve en iyi alanlarının Filistinlilere yardım götürmek olduğunun altını çizerek, AFAD ve Türk Kızılay’ın bu konuda gece gündüz çalıştığını anlattı.
Bu konuda Mısır ile de işbirliği içerisinde olduklarını söyleyen Fidan, “Fakat Gazze’deki savaş koşullarının ortaya çıkardığı durumlar, içeriye yardım malzemesinin girmesini sağlamada bir numaralı konu.” diye konuştu.
Gazze’ye havadan yardım ulaştırma konusuna ilişkin Fidan, “Bu konu bizim gündemimize geldi. Biz, Ürdün ile bu konuda koordinasyonda bulunduk. Havadan yardım atma meselesinin İsrail’in uluslararası baskı altında kendisine yönelik bir kozmetik faaliyet olduğunu bilmemize rağmen yine de yardım yardımdır, bir gram yardım olsa da yardımdır…” şeklinde konuştu.
Bakan Fidan, havadan yardım konusunda “Bütün uluslararası profesyonel yardım örgütleri, havadan yardım atılmasının ölüme sebep olduğunu ve kesinlikle yerini bulmadığını söylüyor. Buna rağmen Cumhurbaşkanımıza durumu arz ettik. Cumhurbaşkanımız bu konuda bize, yapılması konusunda onay verdi.” dedi.
Yardım bırakacak Türk Silahlı Kuvvetleri uçaklarının Ürdün hava sahasını kullanacağı için Ürdün’ün de bu konuda rızasının olması gerektiğine işaret eden Fidan, Ürdün ile bu konuyu konuştuklarını belirtti.
Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ürdünlülerle birkaç defa ‘biz buraya gelelim, ne uçak istiyorsanız vermeye hazırız.’ dedik. Muhtemelen onlar İsrail ile bu meseleyi çözemediler. İsrail ile koordinasyonunu iyi yapmış ülkelere Ürdünlüler izin veriyorlar, alıyorlar, götürüyorlar. ‘Başka neye ihtiyacınız var?’ dedik, ‘Bizim havadan kargo atan paraşüte ihtiyacımız var.’ dediler. Silahlı Kuvvetler bunları hemen gönderdi. Uçaklarımız hazır. Hava sahasının açılmasıyla ilgili Ürdün bir koordinasyonda bize onay verdiği zaman hemen gidecek durumdayız, problem değil.”
Fidan, havadan yardım atmanın “kozmetik bir operasyon olduğunun” tekrar altını çizerek, “Buna rağmen bir insana bir gram gıda gitse bile biz bunun için mutmain olacağımızdan ‘buna da varız’ dedik. Bu konuda kozmetik olarak faaliyet gösteren diğer ülkelerin koordinasyonu bizi içermiyor.” değerlendirmesinde bulundu.